14 Aralık 2016 Çarşamba

Yerelden... Ulusaldan... Evrensele geçme yolu...

Akademiska Literaturföreningen...

Yerelden...
Ulusaldan...
Evrensele geçme yolu...

Uluslararası kültür...
Evrensel diller...
Barış etkinlikleri…

Değerli İzleyici,  

19 Kasım 2016 günü ödül töreni ile kısa bir haber verdik.

16 Kasım günü ise ‘ödüller veriliyor’ haberi vardı. Bundan öncesi ise 29 Ekim 2016 tarihli; ‘uyuyan çocuk ve kitap’ başlıklı Ordu Kitap Fuarı ile yaptığımız açılımı izlediniz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, insanlığın ilerleme bayramıdır. 

Akademiska Literaturföreningen- Edebiyat Akademisi Derneği- bir dernek olarak: Cumhuriyet Bayramının, dünyanın her yerinde, insanlığın ilerleme bayramı olduğunu, bu derneğin kurucuları olarak bilmekteyiz.

İnsanlığın ilerleme bayramı, dünyanın her yerinde her birey için gerekli bir bayram, bir kutsama olduğunu bilmek, dünya kardeşliğine açılan yolu da bilmektir.
Bu yol İsveç’de, Japonya’da, Mozambik’e, Uyguristanda; şurada burada değişmez.

Bu bayram nedeniyle kalıcı olacak saptamaları Ordu’da yaptık. Özetle şunlar:

*Çocuklar annelerinin kucağında, kitapla kucak kucağa uyuyarak büyüyebilsinler demektir bu bayram, dedik...

*Öteki yanıyla; ‘yurtta barış, dünyada barış’ umuduyla büyüyen çocukların bayramıdır, dedik…

*Çocuklarını ‘yurtta barış, dünyada barış’ umuduyla büyüten anneler daha mutlu oldukları için bu bayram annelerin de bayramıdır, dedik...

Aristoteles yüzlerce yıl önce ‘nedeni kendinde olan töz’ diyor. Bu töz, değişmez öz; insanlığın son hedefi olan barış içinde yaşamaktır.

Bu içerikle 35. Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’nda yerimizi aldık. Derneğimiz burada da yerini aldı. 

Ekteki görselde Akademiska Literaturföreningen yazısını, stand alınlığında görüyorsunuz.

Yerellikten, ulusaldan evrenselliğe geçmenin bir yolu var: Uluslararası bir kültür ve barış etkinlikleri…
 
Böylece derneğimiz İsveç yasalarına bağlılığı ile birlikte evrensel düzeyde, uluslararası bir kültür etkinliği içinde yerini almış oldu.

Bu etkinliklerde edebiyat ödül törenleri yaptık. Bunlarla ilgili ayrıntılı haberler de gelecek...

Tekin Sönmez,
14 Aralık 2016 Ankara, Türkiye 

NOT: İlk görsel: 
Deneme, irdeleme, araştırma ödülü ile Prof. Dr. Sayın Mehmet Veysel Batmaz, stand önünde...

İkinci görsel: 
Ödül töreni; ön sırada soldan sağa doğru; bu yılın onur yazarı Sayın Prof. Dr. İoanna Kuçuradi... O sırada, 3. kişi (pembe gömlekli) Aydınlık Gazetesi yazarı Seyyit Nezir ve yanında sırasıyla: Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel, Dr. Kemal Ateş, yazar Adnan Özyalçıner...

19 Kasım 2016 Cumartesi

Tekin Sönmez Edebiyat Ödülleri Verildi


Ortada bu yılın onur yazarı İoanna Kuçuradi, solda Tekin Sönmez Ödülü verilen Kemal Ateş ve Tekin Sönmez


Roman, deneme, araştırma ödülü; ulaşabildiği evrensel dilbilim alanlarını, Türk yazıncı geleneğinde Ataç çizgisine yakın yenilikçi çizgide tutarak yazdığı romanları ile ve var olan akademik dil oluşumlarını irdeleyen deneme yazılarındaki çağcıl, modern Türkçeye bağlılığı nedeniyle:

Dr. Sayın Kemal Ateş'e: verildi...


***


Deneme, irdeleme, araştırma ödülü; ulaşabildiği evrensel dilbilim alanlarını, Türk yazıncı geleneğinde Ataç çizgisine yakın yenilikçi çizgide tutarak, var olan akademik dil oluşumlarını irdeleyen deneme yazılarındaki çağcıl, modern Türkçeye bağlılığı nedeniyle:

Prof. Dr. Sayın Mehmet Veysel Batmaz'a verildi…


***
 

Deneme, irdeleme, araştırma, çeviri ödülü; ulaşabildiği evrensel felsefe ve dilbilim alanlarını, Türk yazıncı geleneğinde Ataç çizgisine yakın yenilikçi çizgide tutarak, akademik felsefe olgusunu denemeleriyle irdeleyen yazılarındaki çağcıl, modern Türkçeye bağlılığı ve ‘Aristoteles’in Kategorilerine Giriş’ adlı, Porphyrios’un açıklamalarını dilimize çeviren felsefeci olması nedeniyle:

Prof. Dr. Sayın Betül Çotuksöken’e verildi.


***









16 Kasım 2016 Çarşamba

Tekin Sönmez Edebiyat Ödülleri Gerçekleşiyor



35. Uluslararası İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı başladı.
12 - 20 Kasım 2016 tarihleri arasında gerçekleşen fuar, bu sene özel bir etkinliğe de tanıklık edecek.

Derneğimiz kurucularından Tekin Sönmez adına edebiyat ödülleri için tören düzenlenecek.

80. Doğum Yılında Tekin Sönmez Edebiyat Ödülleri 17 Kasım 2016 tarihinde Tüyap Beylikdüzü, Büyükada Salonu'nda gerçekleşecektir. Saat 16:45 - 18:00 arasındadır.

Yandaki görselde bu önemli ödül töreninin resmi afişini ve programını görebilirsiniz.

Dr. Kemal Ateş, Prof. Dr. Mehmet Veysel Batmaz ve Prof. Dr. Betül Çotuksöken'in bu ödüllere renk katacağı etkinliğe katılımınız bizleri mutlu edecektir.

Program şu şekildedir:

--- Açılış: Tekin Sönmez'in konuşması
--- Gitar dinletisi, sanatçı Ali Sezgin
--- Belgesel sunumu, Puşkin'in ardında Kars - Erzurum Platosu; yapımcı Tekin Sönmez
--- Ödül konusu, konuşma: Tekin Sönmez
--- Ödül alanların kısa konuşmaları


Tekin Sönmez Edebiyat Ödülleri, kendi içinde ilkleri barındırma özelliğiyle edebiyat dünyasında kendisinden söz ettirecektir.

17 Kasım 2016'da Tüyap Beylikdüzü, Büyükada Salonu'nda görüşmek dileğiyle...



Dernek Haberleri --- 16 Kasım 2016, İstanbul
35. Uluslararası TÜYAP Kitap Fuarı


29 Ekim 2016 Cumartesi

Evrensel Türkçe Bayrağı ve Uyuyan Çocuk


29 Ekim Cumhuriyet Bayramı...

Uyuyan Çocuk ve Kitap...


Değerli İzleyici,

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, burada, bu satırların yazarının çevresinde çocuklarla kutlandı.

Çocuklarla, annelerle ve kitaplarla…

Bu bayramın özü budur. Nasıl? Nasıl?

Şöyle ki, açıklaması çok kolay aslında.

* Çocuklar annelerinin kucağında, kitapla kucak kucağa uyuyarak büyüyebilsinler demektir bu bayram.

* Çocuklar anneleriyle evrensel Türkçeyi konuşsunlar demektir, bu bayram.

* Bir yanıyla Türkçe Bayrağı'nın bayramı…

* Öteki yanıyla; ‘yurtta barış, dünyada barış’ umuduyla büyüyen çocukların bayramıdır…

* Çocuklarını ‘yurtta barış, dünyada barış’ umuduyla büyüten anneler daha mutlu oldukları için bu bayram annelerin de bayramıdır.

* ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sesini en güzel seslendiren Türkçenin bayramıdır, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, bu nedenle.
Aristoteles yüzlerce yıl önce ‘nedeni kendinde olan töz’ diyor.

Cumhuriyet Bayramı, nedeni kendinde olan özle, çocuklarını ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesine göre büyüten annelerin bayramıdır.

Cumhuriyet Bayramı; sekiz sesli Türkçenin, üç sesli arap abecesi zincirlerini kırdığı günün, bağımsızlık bayramıdır.

Bu, kendinde olan sekiz sesli öz nedeniyle Türkçe Bayrağı’nın da bayramıdır:

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı.

Algı dili olan herkesin bayramıdır...

Evrensel Türkçe Bayrağı… Çocuklar… Anneler… Algı dili Türkçe olan her kesimden herkes...
Bayramınız kutlu olsun…

Tekin Sönmez,

29 Ekim 2016 Ordu, Türkiye




28 Ekim 2016 Cuma

Dernek Etkinliklerimiz Karadeniz Kıyılarında… Ordu Kitap Fuarı’na Çocuk Akını…

Değerli İzleyici,

Soğanlı Dağları, Sarıkamış gezisi sonrası, kanallar kenti Stockholm haberleri yapacağım sırada Karadeniz kıyılarına uçtum.

Daha doğrusu kendimi burda buldum.

Düş gibi bir karşılama ve karşılaşma.

"Akademiska Litteraturföreningen I Sverige" adlı Edebiyat Akademisi derneğimiz, afişlerde sunuldu.

 İsveç sınır ötesi etkinlikler de bizim alanımızdır.

"Ekmeği, ekmekçiden al, bir ekmek de üste ver" atasözü var.

Bunun açılımı şöyle olmalı: Her birey en iyi bildiği işi yapmalı…

Edebiyat, felsefe, dil konuları bizim işimizdir.

Yakında Stockholm da bu tür etkinliklere sahne olacak.

Buradan, Ordu’dan haberler Kitap Fuarı ile renkleniyor.

3 Eylül günü yayınlanan haberi anımsayacaksınız!

"Her çağda kentler yazarı ve sanatçısı ile ölümsüzleşir."

 "Yazarı, sanatçısı olmayan kentler de silinip yiter."

Bakın, bugün bu masmavi köpükleriyle kabarıp inen Karadeniz kıyılarındayım.

Bu kıyılardan sizlere seslenirken, buralardan denize açılan Ksenophon adını yazıyorum.

Neden? Şundan!

Ksenophon buralardan geçerken, Puşkin gibi, geride günce notları bırakmış.

Bu toprakların yazılı anlatılarıdır bunlar.

Sırası geldikçe bu konulara değinip örnekler vereceğiz.

En önemli haber şudur!

'Çocuklar' ve 'Kitaplar'

dünyanın her yerinde ortak nokta oluyor.

Ordu Kitap Fuarı da böyledir...

Yarın daha yeni görsellerle; çocuk ve kitap konusu sunacağız...

Sevgi ve içtenlik, hoşça kalın...


Tekin Sönmez, 28 Ekim 2016, Perşembe, Ordu


27 Ekim 2016 Perşembe

Karadeniz Kıyılarından Günaydın… Ksenophon ve Yüzlerce Yıl Sonra Onun Ayak İzleri Peşinde… Edebiyat Akademisi Derneği Haberleri…

Değerli İzleyici,

Geçen haftalarda, Sarıkamış, Soğanlı Dağları konusunda, Puşkin’le aynı topraklarda iz bırakan bir olaydan söz etmiştim.

"Tarihin ilk çağlarına gittiğimizde, elimizdeki bu doğa üzerine ilk yazılı belge ile Ksenophon karşımıza çıkıyor" tümcesini not etmiştim.

Anımsatmak için, 7 Eylül günü yaptığım haberdeki tümceyi alıyorum.

"Pasinler’den geçip Soğanlı Dağları’na çıkan ve Çoruh Kanyonları ile Karadeniz’e ulaşmak isteyen Ksenophon (İ.Ö. 401) o çağ algısı ile kaleme aldığı ‘Onbinlerin Dönüşü’ adlı belgeci yapıt var."

Bu muhteşem doğa konusunda özgün notlar bırakır Ksenophon. Onun ayak izlerini de sizlere sunacağım diye bir sözüm olmuştu o günlerde, Soğanlı Dağları’nda.

Burası, Ordu – Perşembe arasındaki suların içine uzayan anakara.

İşte şimdi, Ksenophon’un ‘On Binlerin Dönüşü’ adlı yapıtında sözünü ettiği, o günkü denizcilik koşullarıyla teknelere yüklenen ağırlıklarla, denize açıldıkları kıyılardayım. Sizlere bu kıyılardan görseller sunuyorum.

Arkaik tapınaklardan geride kalan ve üstüne yenileri kondurulan bir yarımada üstündeyiz.

Daha sonra kurulan tapınım konutuyla bize gizli iz sunan bir yerdeyiz.

Yarın Ordu’dan haberler verilecek…

Sevgi ve içtenlik...


Hoşça kalın...

Tekin Sönmez, 27 Ekim 2016, Perşembe, Ordu

14 Eylül 2016 Çarşamba

Puşkin'in ayak izleri... Stockholm'da etkinlik uğraşısı... İstanbul Tüyap Kitap Fuarı...

Değerli İzleyici,

Bugün 14 Eylül 2016. Sarıkamış, Soğanlı Dağları ve Puşkin'in ayak izlerini orada bırakarak, geri döndüm. Yüklü bir birikim dağarı ile geriye döndüğümü söyleyebilirim.

Bu arada şunu da eklemekten yanayım. Biz, bir dernek kurduk, başlığı altında, burada farklı konulara da girdik.

Ancak, tüm bunlar yine de birleşik bir öge çevresinde kavranabilir. Kavranabilmesi için bir algı simgesi vereceğim. Ne için yola çıktık?

Değerli bildiğimiz kişilerle, önemli bulduğumuz konuları gündem yapmak, keşif masasına almak.

Böylece, dernek gündemi de ortaya çıkacaktır. Bir gün önceki iletide izlenebileceği gibi, Türkiye'nin yetiştirdiği değerler var. İşte Ali Sezgin! Ekte müziğiyle bize eşlik ediyor.

Dün de değindim: Ali Sezgin gibi, Veysel Batmaz gibi, Sunay Girgin gibi, Serhan Yedig gibi, Beyazıt Kahraman gibi, Betül Çotuksöken gibi değerli insanların Stockholm'da konuk edilmesi ve Stockholm'da yaşayanlarla karşılıklı iletişim sağlanması ilk çaba olacak bizim için. 

Dün: ''Yaptığımız girişim kısaca; İsveç’te kalıplaşmış, tekdüze - durağan bir çizgiyi kırmak '', diye bir tümce okudunuz. Bugünkü bu kısa açılımla, ne yapmak istediğimiz biraz daha anlaşılacaktır.

***

Bu arada, beride izlediğiniz görsel de ne oluyor, diye sorabilirisiniz.

Şudur! Kitap Fuarları açılma aşamasına geldi. Burada iki konu örtüşecek. Puşkin konusu bu yıl İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'nda, bir sunumla güncellenecek.

Üstteki görsel, 2015 İzmir Kitap Fuarı andacı olarak burada. Örtüşme yeni fuarlar çağrışımıdır.

Her fuar kendi değerlerini de yaratır. Bu yıl sekseninci doğum yılı olan Tekin Sönmez'in ve Puşkin'in Soğanlı Dağları konusu var.  İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'nda, bu iki yazar bir söyleşi ile bu konu çerçevesinde izleyiciye sunulacak.

***

Dernek çalışmaları da bir anlamda evrensel boyut içerecek.

Derneğimizin kurucu üyesi olan Tekin Sönmez Stockholm'da etkinlik hazırlama uğraşısı verirken, öte yanda İstanbul'a da bu konuyu yansıtacak. Daha sonra bu konular Almanya gibi ülkelere de yansıyabilecektir. Sırası geldikçe bunları söyleşeceğiz.

Derneğimizin üyeleri ya da derneğimizin konukları, evrensel Türkçe'nin bayrağını taşıyarak her yerde gündem oluşturmak ve kimi konuları güncellemek isteyeceklerdir.

Şimdi sevgi ve içtenlikle hoşça kalın...
Tekin Sönmez, 14 Eylül 2016, İstanbul, Beyoğlu





13 Eylül 2016 Salı

Soğanlı Dağları’ndan, Sarıkamış’tan Dördüncü Dalga Haberler





İletişim olanaksızlığı nedeniyle 09 Eylül (2016) günü Sarıkamış, Soğanlı Dağları noktasından yaptığım dördüncü dalga iletiyi ve haberleri ancak bugün, 13 Eylül günü sunabiliyorum.


Bundan önceki üç iletimiz ilgi uyandırdı. Tanıdık, tanımadık edebiyatseverleri bizlere cesaret ve direnç verdiler. Sırası geldikçe o iletileri de sizlerle paylaşacağız. Bu arada Sarıkamış’tan söz etmek gibi bir konu başlığını da ileride sunabiliriz.

Bundan önce; edebiyatı bir kült olarak yaşamlarının nirengi noktası yapan, Türkçeyi özde ve sözde özümseyerek, dil ögesini birincil sıraya alan yazarları, düşünürleri sizlere tanıtacağız. Yazınsal metinler olmadan uluslaşma ve çağdaş olmanın bir yolu bugüne dek bulunmadığına göre, ayrık bir seçenek ileri süremeyeceğiz. Bu anlamda yazınsal ve evrensel olan Türkçeye sarılıyoruz.

Türkçe bu anlamda hem evrensel bir yazınsal metin dilidir, hem de Türkiye gibi bir ülkede ana taşıyıcı, tüm katmanları algı dünyasında bir araya getiren en önemli ögedir. Bu nedenle, konuk edeceğimiz düşünce adamları; yazar, sanatçı şöyle ki, yazından, resimden müzik konusuna dek, modern Türkçe koşulumuzu önde tutacağız.

Yaptığımız girişim kısaca; İsveç’te kalıplaşmış, tekdüze - durağan bir çizgiyi kırmak, Türkiye ile evrene açılmaktır… Özeti şudur: Ülkemizin yetiştirdiği ve gurur duyacağımız; modern, yetkin sanat, düşün, yazın, eylem ve spor insanlarını tanımak, onları İsveç’e gururla tanıtmaktır.

Dördüncü dalga haberlerimizle birlikte programlarımıza gelince:

Sunay Girgin, Tüyap Kitap Fuarları Genel Yönetmeni. Türkiye’nin yetiştirdiği yeni genç kuşağın etkin bir temsilcisi. Kitap Fuarları boyunca yüzlerce insanla yüz yüze iletişim kurma başarısının arkasındaki gizi konuşacağız onunla. Konu başlığı olarak; ‘Çalışmada güler yüzlü olmanın erdemi, stres yönetimine ne oranda katkı sağlar ve gönüldeşlik (empati) sanatı için ne tür eğitim gerekiyor’, konulu söyleşi programı ile Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.

Serhan Yedig, Hürriyet Gazetesi Seyahat Bölümü’nü uzun süre yöneten ve kendi istenciyle bu çalışma alanını bırakarak, yedi gün yirmi dört saat salt okuma ve yazma sanatına kendini veren Türkiye’nin yetiştirdiği yeni genç kuşağın etkin, dinamik bir yazın, müzik, dağ ve su sporları aktörüyle yüz yüze geleceğiz. ‘Okunan bir ürünü, izlenceyi, bir gazeteci olarak öteki bir kişiye, kısa yoldan algı verici düzeyde sunmak için; müzik algısı ne oranda, nasıl yardımcı olur’, konulu söyleşisi ile Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.

Ali Sezgin (Gitar). Kendi ekolünü kendisi kuran bir müzik adamıyla yüz yüze geleceğiz. Salt bestelerini yapmak değil, onları gitarıyla sunabilen özgün bir müzik adamı bu kez karşımızda. Stres yönetim konusunda Sunay Girgin’le; yazın ve gazetecilik konusunda Serhan Yedig’le izleyeceğimiz: Türkiye’nin yetiştirdiği bu genç, özgün, çağcıl ve yaratıcı yapıyı; bu kez gelenek dışı bir özümseme ile Ali Sezgin, ses ve tını lirizmi, müzik şöleniyle Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.


Değerli İzleyiciler,

Kızılçıbuk'tan Puşkin’in çıktığı dar boğaz sonrası öne açılan Soğanlı Düzlüğü görseli ve Puşkin haberleriyle ile Tekin Sönmez de aramızda.

1829 Osmanlı - Rus Savaşı’nın Turnagel Ormanı önünde başladığını, Puşkin’in notları ile izliyoruz. Öne açılan bu iki görsel, 2500 metre yükseklikte ve dünyada eşi olmayan Soğanlı Düzlüğü’nü gösteriyor. Savaş burada sona eriyor. Rus Ordusu, Erzurum önüne kadar savaşmadan ilerliyor. Şimdi bu iki görselle ve bu kısa veri ile yetiniyoruz.

Puşkin diyor ki: ‘Düşman tehlikesine rağmen, hizmetçim benden üç gün sonra esenlikle orduya katılan ağırlık koluyla birlikte ordugâha geldi. Sayısız ağırlıklarımızdan bir tek öküz arabası bile düşmanın eline geçmemişti. Ağırlığın ordu ardınca gidişindeki düzen gerçekten şaşılacak şeydi.’

Karşımızdaki görselde, Puşkin'in; ‘18 Haziran’da Ordugah (Turnagel Ormanı düzeyine) başka bir yere kalktı. 18 Haziran’da top sesi bizi uyandırır uyandırmaz Ordugah harekete geçti. Generaller görevlerinin başlarına gittiler, alaylar sıra oldular, subaylar kendi takımlarının başlarına geçtiler.’

Bu görsellerde bu hareketleri düş yordamıyla izleyebiliriz şimdi. İki gün sürmeden Soğanlı Düzlüğü Rus Ordusunun eline geçecek ve savaş orada sona erecektir.




--------


Foto: 1-Turnagel Ormanı önü-yakın çekim-ortada Soğanlı Düzü- Savaşın ilk iki günü...

Foto: 2-Turnagel Ormanı önü-uzak çekim-ortada Soğanlı Düzü- Savaşın ilk iki günü...

Foto: 3-Soğanlı Düzü'nden çıkış-Puşkin-ve Savaşın sonu-yardıma gelen Erzurum Seraskeri Hakkı Paşa'ınn 30 bin askeriyle imha edildiği vadi, Çakır Baba yamaçlarından Erzurum Yolu...


7 Eylül 2016 Çarşamba

Etkinliklerimizden Yeni Haberler



Bugün 07 Eylül 2016 ve Sarıkamış, Soğanlı Dağları noktasından açıklamalı bir görsel iletiyi ve haberleri sunuyorum.

Burada, 1829 yılından Puşkin’in (1799-1837) ayak izlerinde yürürken, karşımıza çıkan muhteşem bir doğa var. Bu doğa varlığının sunduğu olağanüstü bir güzellik var.

Rus edebiyatının kurucusu A. S. Puşkin derken, onun geçtiği bu doğa güzelliğini, varsıllığını unutacak mıyız?

Elli milyon yılda oluşmuş, 2500 metrelik yükseklerdeki Kars – Erzurum Platosu diye tanımlayacağımız bu doğa unutulabilir mi?

Bu güzellikleri ancak bizler, en derin anlamla duyumsayabiliriz.

****

Tarihin ilk çağlarına gittiğimizde, elimizdeki bu doğa üzerine ilk yazılı belge ile Ksenophon karşımıza çıkıyor.

Pasinler’den geçip Soğanlı Dağları’na çıkan ve Çoruh Kanyonları ile Karadeniz’e ulaşmak isteyen Ksenophon (İ.Ö. 401) o çağ algısı ile kaleme aldığı ‘Onbinlerin Dönüşü’ adlı belgeci yapıt var.

Bu muhteşem doğa konusunda özgün notlar bırakır Ksenophon.

Önümüzdeki bir iki gün içinde, Ksenophon’un çıktığı ve bugün Çakır Baba diye bilinen Soğanlı Dağları doruklarında onun ayak izlerini de sizlere sunacağım.

***
Bugün 07 Eylül 2016 olmakla birlikte, 06 Eylül günü alınan kimi doğa görsellerini sunuyor ve İsveç yasalarının verdiği kurumsal sınırlar içinde kalarak, önümüzdeki aylarda hem İsveç kurumlarına önereceğimiz ve onaylanma durumu sonucu hem de Stockholm’da kamuya sunacağımız kimi etkinliklerden birkaç haber de ektedir.

Programlarımıza gelince:

Prof. Dr. Mehmet Veysel Batmaz; (İst. Üniv. İletişim Fakültesi) ‘Medyaya Düşman Yetiştiriyorum’ adlı yapıtı ve daha başka pek çok önemli ürünleri, yüzlerce makalesi olmasıyla; ve salt iletişim konusunda yetkin bir uzman olmasıyla da değil, iyi bir kalemi ve düzgün modern bir Türkçesi olması nedeniyle, Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.

Prof. Dr. Betül Çotuksöken; felsefe alanında tanınmışlığı bir yana, ‘Aristoteles’in Kategorilerine Giriş’ adlı, Porphyrios’un açıklamalarını dilimize çeviren bir felsefeci olmasıyla da değil, yine iyi bir kalemi ve düzgün modern bir Türkçesi olması nedeniyle: ‘Günübirlik Yaşamda Felsefe Ne İşe Yarar’ konu başlığı ile Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.

Beyazıt Kahraman, (Yıldız Teknik Üniversitesi. öğrt., görv., emekli) yazın, dil adamı olmakla birlikte Türkiye’de bugün yayınlanan hemen tüm yayın ağını izleyebilen belki de tek kişi olmasıyla da değil, yine iyi bir kalemi ve düzgün modern bir Türkçesi olması nedeniyle: ‘Balkanlar’dan Türkiye’ye ve Dünyaya Göç Hareketleri ve Bulgaristan Türkleri ve Türkçe’ konulu söyleşide, Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.

Yeni haberlerle sizlere ulaşmak üzere, sevgi ve içtenlik…


Tekin Sönmez, 07 Eylül 2016, Sarıkamış, Soğanlı Dağları




Değerli İzleyici,

Kızılçıbuk'tan Puşkin’in çıktığı dar boğaz karşıdaki vadi, iki dağ silsilesi arası ve sağ kolda Turnagel Ormanı.

Puşkin diyor ki: 'Tam zamanında gelmişim. Saat beşte ordu yola çıktı. Ben Dragon (ejderhalar) alayına gidiyordum. Gece bastırdı. Bütün kıtaların mola verdiği bir vadide durduk.'

Bu görselde öndeki yakın ormanlık alanın alt tarafı, sağ doğru açılan vadi, bugün Kızılçubuk adı ile bilinir. Burası bir süredir giriş ve çıkış askeri bölgedir.

Ben, Sarıkamış'ın Kuzey yamaçlarından doruğa çıktım ve karşıdaki iki silsile arasında, yukarı doğru, Soğanlı Düzü'ne çıkış vadisinin görselini aldım. Ektedir.

'Geceyi Rayevsk'nin çadırında geçirdim' diye not düşen Puşkin; 'Şafakla birlikte ordu yola çıktı,' diyor. 'Otları büyümüş ormandan dağlara ulaştık,' diyor.

Karşımızda, Puşkin'in;
'Otları büyümüş ormandan dağlara ulaştık,' dediği vadi görünüyor. Tekin Sönmez, 07 Eylül 2016, Sarıkamış