Ortada bu yılın onur yazarı İoanna Kuçuradi, solda Tekin Sönmez Ödülü verilen Kemal Ateş ve Tekin Sönmez
Roman, deneme, araştırma ödülü; ulaşabildiği evrensel
dilbilim alanlarını, Türk yazıncı geleneğinde Ataç çizgisine yakın yenilikçi
çizgide tutarak yazdığı romanları ile ve var olan akademik dil oluşumlarını
irdeleyen deneme yazılarındaki çağcıl, modern Türkçeye bağlılığı nedeniyle:
Dr. Sayın Kemal Ateş'e: verildi...
***
Deneme, irdeleme, araştırma ödülü; ulaşabildiği evrensel
dilbilim alanlarını, Türk yazıncı geleneğinde Ataç çizgisine yakın yenilikçi
çizgide tutarak, var olan akademik dil oluşumlarını irdeleyen deneme
yazılarındaki çağcıl, modern Türkçeye bağlılığı nedeniyle:
Prof. Dr. Sayın Mehmet Veysel Batmaz'a verildi…
***
Deneme, irdeleme, araştırma, çeviri ödülü; ulaşabildiği
evrensel felsefe ve dilbilim alanlarını, Türk yazıncı geleneğinde Ataç
çizgisine yakın yenilikçi çizgide tutarak, akademik felsefe olgusunu
denemeleriyle irdeleyen yazılarındaki çağcıl, modern Türkçeye bağlılığı ve
‘Aristoteles’in Kategorilerine Giriş’ adlı, Porphyrios’un açıklamalarını
dilimize çeviren felsefeci olması nedeniyle:
35. Uluslararası İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı başladı.
12 - 20 Kasım 2016 tarihleri arasında gerçekleşen fuar, bu sene özel bir etkinliğe de tanıklık edecek.
Derneğimiz kurucularından Tekin Sönmez adına edebiyat ödülleri için tören düzenlenecek.
80. Doğum Yılında Tekin Sönmez Edebiyat Ödülleri 17 Kasım 2016 tarihinde Tüyap Beylikdüzü, Büyükada Salonu'nda gerçekleşecektir. Saat 16:45 - 18:00 arasındadır.
Yandaki görselde bu önemli ödül töreninin resmi afişini ve programını görebilirsiniz.
Dr. Kemal Ateş, Prof. Dr. Mehmet Veysel Batmaz ve Prof. Dr. Betül Çotuksöken'in bu ödüllere renk katacağı etkinliğe katılımınız bizleri mutlu edecektir.
Program şu şekildedir:
--- Açılış: Tekin Sönmez'in konuşması
--- Gitar dinletisi, sanatçı Ali Sezgin
--- Belgesel sunumu, Puşkin'in ardında Kars - Erzurum Platosu; yapımcı Tekin Sönmez
--- Ödül konusu, konuşma: Tekin Sönmez
--- Ödül alanların kısa konuşmaları
Tekin Sönmez Edebiyat Ödülleri, kendi içinde ilkleri barındırma özelliğiyle edebiyat dünyasında kendisinden söz ettirecektir.
17 Kasım 2016'da Tüyap Beylikdüzü, Büyükada Salonu'nda görüşmek dileğiyle...
Dernek Haberleri --- 16 Kasım 2016, İstanbul
35. Uluslararası TÜYAP Kitap Fuarı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, burada, bu satırların yazarının çevresinde çocuklarla kutlandı.
Çocuklarla, annelerle ve kitaplarla…
Bu bayramın özü budur. Nasıl? Nasıl?
Şöyle ki, açıklaması çok kolay aslında.
* Çocuklar annelerinin kucağında, kitapla kucak kucağa uyuyarak büyüyebilsinler demektir bu bayram.
* Çocuklar anneleriyle evrensel Türkçeyi konuşsunlar demektir, bu bayram.
* Bir yanıyla Türkçe Bayrağı'nın bayramı…
* Öteki yanıyla; ‘yurtta barış, dünyada barış’ umuduyla büyüyen çocukların bayramıdır…
*
Çocuklarını ‘yurtta barış, dünyada barış’ umuduyla büyüten anneler daha
mutlu oldukları için bu bayram annelerin de bayramıdır.
* ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sesini en güzel seslendiren Türkçenin bayramıdır, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, bu nedenle.
Aristoteles yüzlerce yıl önce ‘nedeni kendinde olan töz’ diyor.
Cumhuriyet
Bayramı, nedeni kendinde olan özle, çocuklarını ‘yurtta barış, dünyada
barış’ ilkesine göre büyüten annelerin bayramıdır.
Cumhuriyet Bayramı; sekiz sesli Türkçenin, üç sesli arap abecesi zincirlerini kırdığı günün, bağımsızlık bayramıdır.
Bu, kendinde olan sekiz sesli öz nedeniyle Türkçe Bayrağı’nın da bayramıdır:
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı.
Algı dili olan herkesin bayramıdır...
Evrensel Türkçe Bayrağı… Çocuklar… Anneler… Algı dili Türkçe olan her kesimden herkes...
Bayramınız kutlu olsun…
Geçen haftalarda, Sarıkamış, Soğanlı Dağları konusunda, Puşkin’le aynı topraklarda iz bırakan bir olaydan söz etmiştim.
"Tarihin ilk çağlarına gittiğimizde, elimizdeki bu doğa üzerine ilk yazılı belge ile Ksenophon karşımıza çıkıyor" tümcesini not etmiştim.
Anımsatmak için, 7 Eylül günü yaptığım haberdeki tümceyi alıyorum.
"Pasinler’den geçip Soğanlı Dağları’na çıkan ve Çoruh Kanyonları ile Karadeniz’e ulaşmak isteyen Ksenophon (İ.Ö. 401) o çağ algısı ile kaleme aldığı ‘Onbinlerin Dönüşü’ adlı belgeci yapıt var."
Bu muhteşem doğa konusunda özgün notlar bırakır Ksenophon. Onun ayak izlerini de sizlere sunacağım diye bir sözüm olmuştu o günlerde, Soğanlı Dağları’nda.
Burası, Ordu – Perşembe arasındaki suların içine uzayan anakara.
İşte şimdi, Ksenophon’un ‘On Binlerin Dönüşü’ adlı yapıtında sözünü ettiği, o günkü denizcilik koşullarıyla teknelere yüklenen ağırlıklarla, denize açıldıkları kıyılardayım. Sizlere bu kıyılardan görseller sunuyorum.
Arkaik tapınaklardan geride kalan ve üstüne yenileri kondurulan bir yarımada üstündeyiz.
Daha sonra kurulan tapınım konutuyla bize gizli iz sunan bir yerdeyiz.
Bugün 14 Eylül 2016. Sarıkamış, Soğanlı Dağları ve Puşkin'in ayak izlerini orada bırakarak, geri döndüm. Yüklü bir birikim dağarı ile geriye döndüğümü söyleyebilirim.
Bu arada şunu da eklemekten yanayım. Biz, bir dernek kurduk, başlığı altında, burada farklı konulara da girdik.
Ancak, tüm bunlar yine de birleşik bir öge çevresinde kavranabilir. Kavranabilmesi için bir algı simgesi vereceğim. Ne için yola çıktık?
Değerli bildiğimiz kişilerle, önemli bulduğumuz konuları gündem yapmak, keşif masasına almak.
Böylece, dernek gündemi de ortaya çıkacaktır. Bir gün önceki iletide izlenebileceği gibi, Türkiye'nin yetiştirdiği değerler var. İşte Ali Sezgin! Ekte müziğiyle bize eşlik ediyor.
Dün de değindim: Ali Sezgin gibi, Veysel Batmaz gibi, Sunay Girgin gibi, Serhan Yedig gibi, Beyazıt Kahraman gibi, Betül Çotuksöken gibi değerli insanların Stockholm'da konuk edilmesi ve Stockholm'da yaşayanlarla karşılıklı iletişim sağlanması ilk çaba olacak bizim için.
Dün: ''Yaptığımız girişim kısaca; İsveç’te kalıplaşmış, tekdüze - durağan
bir çizgiyi kırmak '', diye bir tümce okudunuz. Bugünkü bu kısa açılımla, ne yapmak istediğimiz biraz daha anlaşılacaktır.
***
Bu arada, beride izlediğiniz görsel de ne oluyor, diye sorabilirisiniz.
Şudur! Kitap Fuarları açılma aşamasına geldi. Burada iki konu örtüşecek. Puşkin konusu bu yıl İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'nda, bir sunumla güncellenecek.
Üstteki görsel, 2015 İzmir Kitap Fuarı andacı olarak burada. Örtüşme yeni fuarlar çağrışımıdır.
Her fuar kendi değerlerini de yaratır. Bu yıl sekseninci doğum yılı olan Tekin Sönmez'in ve Puşkin'in Soğanlı Dağları konusu var. İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'nda, bu iki yazar bir söyleşi ile bu konu çerçevesinde izleyiciye sunulacak.
***
Dernek çalışmaları da bir anlamda evrensel boyut içerecek.
Derneğimizin kurucu üyesi olan Tekin Sönmez Stockholm'da etkinlik hazırlama uğraşısı verirken, öte yanda İstanbul'a da bu konuyu yansıtacak. Daha sonra bu konular Almanya gibi ülkelere de yansıyabilecektir. Sırası geldikçe bunları söyleşeceğiz.
Derneğimizin üyeleri ya da derneğimizin konukları, evrensel Türkçe'nin bayrağını taşıyarak her yerde gündem oluşturmak ve kimi konuları güncellemek isteyeceklerdir.
Şimdi sevgi ve içtenlikle hoşça kalın...
Tekin Sönmez, 14 Eylül 2016, İstanbul, Beyoğlu
İletişim olanaksızlığı nedeniyle 09 Eylül (2016) günü Sarıkamış,
Soğanlı Dağları noktasından yaptığım dördüncü dalga iletiyi ve haberleri ancak
bugün, 13 Eylül günü sunabiliyorum.
Bundan önceki üç iletimiz ilgi uyandırdı. Tanıdık, tanımadık
edebiyatseverleri bizlere cesaret ve direnç verdiler. Sırası geldikçe o
iletileri de sizlerle paylaşacağız. Bu arada Sarıkamış’tan söz etmek gibi bir
konu başlığını da ileride sunabiliriz.
Bundan önce; edebiyatı bir kült olarak yaşamlarının nirengi
noktası yapan, Türkçeyi özde ve sözde özümseyerek, dil ögesini birincil sıraya
alan yazarları, düşünürleri sizlere tanıtacağız. Yazınsal metinler olmadan
uluslaşma ve çağdaş olmanın bir yolu bugüne dek bulunmadığına göre, ayrık bir
seçenek ileri süremeyeceğiz. Bu anlamda yazınsal ve evrensel olan Türkçeye
sarılıyoruz.
Türkçe bu anlamda hem evrensel bir yazınsal metin dilidir,
hem de Türkiye gibi bir ülkede ana taşıyıcı, tüm katmanları algı dünyasında bir
araya getiren en önemli ögedir. Bu nedenle, konuk edeceğimiz düşünce adamları;
yazar, sanatçı şöyle ki, yazından, resimden müzik konusuna dek, modern Türkçe
koşulumuzu önde tutacağız.
Yaptığımız girişim kısaca; İsveç’te kalıplaşmış, tekdüze - durağan
bir çizgiyi kırmak, Türkiye ile evrene açılmaktır… Özeti şudur: Ülkemizin
yetiştirdiği ve gurur duyacağımız; modern, yetkin sanat, düşün, yazın, eylem ve
spor insanlarını tanımak, onları İsveç’e gururla tanıtmaktır.
Dördüncü dalga haberlerimizle birlikte programlarımıza
gelince:
Sunay Girgin, Tüyap Kitap Fuarları Genel Yönetmeni.
Türkiye’nin yetiştirdiği yeni genç kuşağın etkin bir temsilcisi. Kitap Fuarları
boyunca yüzlerce insanla yüz yüze iletişim kurma başarısının arkasındaki gizi
konuşacağız onunla. Konu başlığı olarak; ‘Çalışmada güler yüzlü olmanın erdemi,
stres yönetimine ne oranda katkı sağlar ve gönüldeşlik (empati) sanatı için ne
tür eğitim gerekiyor’, konulu söyleşi programı ile Stockholm’da konuklarımızdan
birisi olacak.
Serhan Yedig, Hürriyet Gazetesi Seyahat Bölümü’nü uzun süre
yöneten ve kendi istenciyle bu çalışma alanını bırakarak, yedi gün yirmi dört
saat salt okuma ve yazma sanatına kendini veren Türkiye’nin yetiştirdiği yeni
genç kuşağın etkin, dinamik bir yazın, müzik, dağ ve su sporları aktörüyle yüz yüze
geleceğiz. ‘Okunan bir ürünü, izlenceyi, bir gazeteci olarak öteki bir kişiye,
kısa yoldan algı verici düzeyde sunmak için; müzik algısı ne oranda, nasıl
yardımcı olur’, konulu söyleşisi ile Stockholm’da konuklarımızdan birisi
olacak.
Ali Sezgin (Gitar). Kendi ekolünü kendisi kuran bir müzik
adamıyla yüz yüze geleceğiz. Salt bestelerini yapmak değil, onları gitarıyla
sunabilen özgün bir müzik adamı bu kez karşımızda. Stres yönetim konusunda
Sunay Girgin’le; yazın ve gazetecilik konusunda Serhan Yedig’le izleyeceğimiz:
Türkiye’nin yetiştirdiği bu genç, özgün, çağcıl ve yaratıcı yapıyı; bu kez
gelenek dışı bir özümseme ile Ali Sezgin, ses ve tını lirizmi, müzik şöleniyle
Stockholm’da konuklarımızdan birisi olacak.
Değerli İzleyiciler,
Kızılçıbuk'tan Puşkin’in çıktığı dar boğaz sonrası öne
açılan Soğanlı Düzlüğü görseli ve Puşkin haberleriyle ile Tekin Sönmez de
aramızda.
1829 Osmanlı - Rus Savaşı’nın Turnagel Ormanı önünde
başladığını, Puşkin’in notları ile izliyoruz. Öne açılan bu iki görsel, 2500
metre yükseklikte ve dünyada eşi olmayan Soğanlı Düzlüğü’nü gösteriyor. Savaş
burada sona eriyor. Rus Ordusu, Erzurum önüne kadar savaşmadan ilerliyor. Şimdi
bu iki görselle ve bu kısa veri ile yetiniyoruz.
Puşkin diyor ki: ‘Düşman tehlikesine rağmen, hizmetçim
benden üç gün sonra esenlikle orduya katılan ağırlık koluyla birlikte ordugâha
geldi. Sayısız ağırlıklarımızdan bir tek öküz arabası bile düşmanın eline
geçmemişti. Ağırlığın ordu ardınca gidişindeki düzen gerçekten şaşılacak
şeydi.’
Karşımızdaki görselde, Puşkin'in; ‘18 Haziran’da Ordugah
(Turnagel Ormanı düzeyine) başka bir yere kalktı. 18 Haziran’da top sesi bizi
uyandırır uyandırmaz Ordugah harekete geçti. Generaller görevlerinin başlarına
gittiler, alaylar sıra oldular, subaylar kendi takımlarının başlarına
geçtiler.’
Bu görsellerde bu hareketleri düş yordamıyla izleyebiliriz
şimdi. İki gün sürmeden Soğanlı Düzlüğü Rus Ordusunun eline geçecek ve savaş
orada sona erecektir.
--------
Foto: 1-Turnagel Ormanı önü-yakın çekim-ortada Soğanlı
Düzü- Savaşın ilk iki günü...
Foto: 2-Turnagel Ormanı önü-uzak çekim-ortada Soğanlı
Düzü- Savaşın ilk iki günü...
Foto: 3-Soğanlı Düzü'nden çıkış-Puşkin-ve Savaşın
sonu-yardıma gelen Erzurum Seraskeri Hakkı Paşa'ınn 30 bin askeriyle imha
edildiği vadi, Çakır Baba yamaçlarından Erzurum Yolu...